Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsü (IISS), 2025 yılında dünya genelinde savunma harcamalarının 2,63 trilyon dolara ulaştığını açıkladı. Bir önceki yıl 2,48 trilyon dolar olan bu rakam, reel olarak yüzde 2,5 oranında artış anlamına geliyor. Soğuk Savaş sonrası dönemde bile benzeri pek görülmemiş bu yükseliş, ülkelerin güvenlik algılarındaki köklü değişimi gözler önüne seriyor.
Küresel Savunma Harcaması 2,63 Trilyon Dolarla Yeni Zirveye Ulaştı
IISS tarafından hazırlanan Military Balance 2026 raporu, küresel savunma harcamalarının yeni bir zirveye oturduğunu kesin bir dille ortaya koyuyor. 2025 yılında toplam harcama 2,63 trilyon dolar olarak gerçekleşti. Bu artışın temel itici gücü Avrupa kıtası oldu. Rapora göre Avrupa ülkeleri savunma bütçelerini önceki yıla kıyasla yaklaşık 100 milyar dolar artırarak 563 milyar dolarlık toplam harcamaya ulaştı. Böylece kıtanın küresel savunma harcamalarındaki payı 2022'deki yüzde 17 seviyesinden yüzde 21'e yükseldi.
Yüzde 2,5lik artış tek başına bakıldığında ılımlı gelebilir. Ancak taban rakamın 2,63 trilyon dolar olduğu düşünülürse, bu oran yılda yaklaşık 150 milyar dolarlık ek bir kaynak demek. Bu kaynakların büyük çoğunluğu silah alımları, personel giderleri ve altyapı modernizasyonuna akıyor.
Asya da harcama artışında geri kalmadı. IISS verilerine göre Asya'nın savunma bütçeleri 573 milyar dolara çıktı ve bölgesel artış yüzde 5,7 oldu. Özellikle Çin'in savunma harcamaları, bölge toplamının yüzde 44'ünü oluşturuyor. Bu oran 2010-2020 ortalaması olan yüzde 37'nin oldukça üzerinde. Japonya, Güney Kore ve Hindistan gibi ülkelerin bütçe artırma kararları da Asya'nın küresel savunma harcamaları içindeki payını her yıl büyütüyor.
Güvenlik Mimarisi Köklü Biçimde Değişiyor
Savunma harcamalarındaki bu artış tesadüfi değil. 2022 sonrasında Avrupa'daki güvenlik ortamı köklü biçimde dönüştü. Rusya'nın Ukrayna'ya başlattığı tam ölçekli işgal, Avrupa ülkelerinin on yıllardır süren savunma tasarrufu eğilimini tersine çevirdi. Almanya yüz milyarlarca euroluk özel bir fon oluştururken, 2025'te 107 milyar dolarlık bütçeyle Avrupa'nın en büyük savunma harcamacısı konumuna geldi. Almanya'nın artışı, 2024'ten bu yana Avrupa savunma harcaması büyümesinin yaklaşık dörtte birini tek başına karşılıyor. Polonya ise gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 4'ünü aşan oranlarla savunmaya ayırıyor. Nordik ülkelerin toplam harcaması 53,7 milyar dolara ulaşarak 2020 seviyelerinin iki katından fazlasına çıktı.
Avrupa'nın bu hızlı dönüşümü, NATO'nun da bütçe hedeflerini güncellemesine yol açtı. İttifak üyelerinin 2024 yılı sonuna kadar gayrisafi yurt içi hasılatlarının yüzde 2'sini savunmaya ayırma taahhüdü artık birer hedeften ziyade taban çizgisi olarak görülüyor. NATO ayrıca 2035 yılına kadar bu oranı yüzde 5'e çıkarma hedefini de masaya getirdi. 2025 rakamları, pek çok ülkenin mevcut çizginin bile üzerine çıktığını gösteriyor.
Öte yandan bu harcama artışı sadece silahlanma yarışını değil, savunma sanayiindeki üretim kapasitesini de gündeme taşıyor. Ülkeler parayı harcamak istiyor ancak silah üreticileri bu talebi karşılamakta zorlanıyor. Tedarik zincirindeki tıkanıklıklar, mühimmat stoklarının hızla erimesi ve personel eksikliği, harcamanın kapasiteye dönüşmesini yavaşlatan başlıca engeller arasında yer alıyor. IISS, kıtanın genelinde tedarik reformlarının yavaş ve yeterince yenilikçi olmadığını vurguluyor.
Harcama Artışının Jeopolitik ve Ekonomik Boyutları
2,63 trilyon dolarlık savunma harcamasının altında yatan dinamikleri anlamak için rakamları bölgesel bazda incelemek gerekiyor. Avrupa'daki harcama artışının itici gücü Rusya endişesi iken, Asya'da tablo daha çok Çin'in askeri kapasitesindeki büyüme etrafında şekilleniyor. Çin Halk Kurtuluş Ordusu, 2021-2025 arasında on yeni nükleer denizaltı ve en az dokuz büyük yüzey savaş gemisi suya indirdi. Fujian adlı uçak gemisi de bu dönemde donanmaya katıldı. Gövde sayısı ve deplasman açısından Çin'in bu üretim hızı, aynı dönemdeki ABD Donanması'nı bile geride bıraktı.
Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da ise savunma harcamaları 219 milyar dolara ulaştı. Bölge ülkeleri gayrisafi yurt içi hasılatlarının ortalama yüzde 4,3'ünü savunmaya ayırıyor; bu oran 2022'de yüzde 3,5 seviyesindeydi. İsrail ve Cezayir bölgesel büyümenin başlıca kaynakları arasında öne çıkıyor. Cezayır, gayrisafi yurt içi hasılatının yüzde 8,8'ini savunmaya ayırarak dünya genelinde en yüksek orana sahip ikinci ülke konumunda. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise ABD ile savunma ortaklıklarını güçlendirirken yerel üretim kapasitelerini genişletmeye odaklanıyor.
Ekonomik açıdan bakıldığında ise savunma harcamalarındaki bu artışın faturası çift yönlü. Bir yandan savunma şirketlerinin sipariş defterleri rekor seviyelere ulaşıyor, diğer yandan bu kaynak eğitim, sağlık ve altyapı gibi alanlardan çekiliyor. Küresel savunma harcamasının gayrisafi yurt içi hasılat içindeki payı ortalama yüzde 1,89'dan yüzde 2,01'e yükseldi. IISS raporu, bu dengesizliğin özellikle gelişmekte olan ülkelerde daha belirgin bir baskı yarattığına işaret ediyor. Zira bu ülkeler savunma harcamalarını artırırken borç yükünü de aynı oranda büyütüyor.
Bir diğer kritik nokta, harcamaların kompozisyonu. Sadece daha çok para harcamak yetmiyor; paranın nereye aktarıldığı en az o kadar önemli. Geleneksel kara kuvvetleri yatırımlarından uzay, siber güvenlik ve yapay zeka tabanlı sistemlere doğru bir kayış gözlemleniyor. Avrupa'da savunma girişimlerine yönelik risk sermayesi yatırımları 2022'den bu yana 2,4 milyar euroyu aştı ve bu tutarın büyük çoğunluğu 2025'te gerçekleştirildi. Birden fazla Avrupa savunma şirketi 1 milyar doların üzerinde değerlemeye ulaşarak «tek boynuzlu at» statüsüne erişti. Bu değişim, savunma bütçelerinin etkinliğini ölçütleyen yöntemleri de yeniden tanımlıyor.
2026 ve Sonrası: Trend Sürecek Mi?
Kısa vadede savunma harcamalarında düşüş bekleyen neredeyse hiçbir analiz bulunmuyor. 2025 verileri, uzun vadeli bir eğilimin başlangıcını yansıtıyor nitelikte. Avrupa'daki savunma bütçesi artışlarının 2026 ve 2027 yıllarında da ivme kazanması öngörülüyor. NATO'nun 2035 hedefi ve çok yıllı bütçe kararları, harcamanın önümüzdeki on yıl boyunca yüksek seviyelerde kalacağını garanti altına alıyor.
Asya tarafında ise rekabet dinamiği farklı seyrediyor. Çin'in savunma bütçesindeki büyüme hızı komşularını aşmaya devam ediyor. Bu durum, Japonya, Güney Kore ve Avustralya gibi ülkeleri de kendi bütçelerini yukarı revize etmeye zorluyor. Bölgesel bir silahlanma döngüsünün oluşma riski, uzmanlar tarafından sıkça dile getiriliyor.
Buna karşın bazı belirsizlikler de mevcut. ABD'de Trump yönetiminin savunma stratejisi daha çok vatan savunması ve müttefiklerin yük paylaşımına kayarken, Ukrayna'ya doğrudan askeri destek kısıldı. Ekonomik yavaşlama, enflasyonist baskılar ve siyasi istikrarsızlık da bazı ülkelerin savunma taahhütlerini yavaşlatmasına neden olabilir. Rusya'nın 2025'teki savunma harcaması büyümesi önceki yıla göre yüzde 3'e geriledi, ancak gayrisafi yurt içi hasılatının yüzde 7,3'ünü savunmaya ayırmaya devam ediyor ve mutlak rakam 2021 seviyesinin yaklaşık üç katına ulaştı.
IISS'in Military Balance raporu her yıl olduğu gibi bu yıl da kapsamlı bir tablo çiziyor. Küresel savunma harcaması 2,63 trilyon dolara ulaşmış durumda ve bu sayı gitgide büyüyecek. Bu gidişatın sınırları nerede çekilecek, yoksa hiçbir sınır konulmadan devam mı edecek? Bu soru, gelecek yılların en kritik güvenlik meselesi olarak kalacak. Ülkeler savunma harcamalarını artırırken, bu kaynakların eğitim ve altyapı gibi alanlardan çekilmesi uzun vadede hangi riskleri beraberinde getirir? Yorumlarınızı bekliyoruz.
yorumlar