oku
Toplum

Antroposen Neden Reddedildi? İnsanlık Çağı Kararı

Jeolojik kaya katmanları, Antroposen tartışmasını gösteren renkli çökelim örnekleri
Jeolojik kaya katmanları, Antroposen tartışmasını gösteren renkli çökelim örnekleri

Yaklaşık on iki yıl önce bir grup bilim insanı, gezegenimizin katmanlarına işlenen plastik atıkları, radyoaktif izleri ve karbon kalıntılarını göstererek yeni bir jeolojik çağ ilan etti. Antroposen, yani insanlığın Dünya üzerine damgasını vurduğu bu önerilen çağ, 2024 yılında Uluslararası Jeoloji Bilimleri Birliği tarafından resmi olarak reddedildi. Bugün hâlâ bu kararı tartışıyoruz, çünkü gezegeni değiştirdiğimiz somut bir gerçek, sadece jeolojik bir tanım bulamıyoruz.

Antroposen Ne Anlama Geliyor ve Neden Önerildi?

Antroposen kavramı, ilk olarak atmosfer kimyacısı Paul Crutzen tarafından 2000 yılında Meksika'nın Cuernavaca kentindeki bir bilim toplantısında popüler hale getirildi. Ozon tabakasının incelmesi üzerine Nobel Ödülü kazanmış olan Crutzen, sanayi devriminden bu yana insan faaliyetlerinin Dünya sistemini öylesine kökten değiştirdiğini savundu ki, bu değişim artık sadece bir iklim olayı değil, jeolojik bir katman oluşturuyordu. Onun tanımında insan, yeryüzünde yaşayan bir tür olmaktan çıkmış, Dünya Sistemi'nin doğrudan bir parçası haline gelmişti. Terim Antik Yunanca «insan» anlamına gelen anthropos ve «yeni» anlamına gelen cene köklerinden türetilmişti.

Önerinin temelinde, gezegenin kayalarına, çamuruna ve buzullarına kazınan izlerin kanıtlama gücü yatıyordu. Bilim insanları, okyanus tabanlarında biriken mikroplastikleri, toprak katmanlarına karışan uçak yakıtı kalıntılarını ve nükleer denemelerin bıraktığı radyoaktif izotopları «birincil kenar belirteçleri» olarak adlandırdı. Bu maddeler, milyonlarca yıl sonra bir jeolog çamuru kazdığında eline geçecek somut delillerdi. 2000'li yılların ortasında yayımlanan «Büyük Hızlanma» grafikleri bu argümanın görsel temelini oluşturdu: Nüfus, enerji tüketimi, su kullanımı, gübre uygulaması ve onlarca başka gösterge, yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren keskin bir yükseliş çiziyordu.

Jeolojik zaman ölçeği, insan algısından çok farklı işler. Bir çağın resmi olarak kabul görebilmesi için Uluslararası Stratigrafi Komisyonu'nun belirlediği katı kurallara uyması gerekiyor. Bir «birim çelişkisi» sorunu vardı: Antroposen'i başlatan olayın kendisi henüz tamamlanmamıştı. Hâlâ içinde yaşadığımız, hatta hızlandığımız bir süreçten bahsediyorduk. Bu durum, jeologlar için geçmişe dönük ve sınırları belirgin bir tanım yapmayı zorlaştırdı.

Oylama Süreci ve Reddedilme Nedenleri

Uluslararası Jeoloji Bilimleri Birliği'ne bağlı Stratigrafi Komisyonu, 5 Mart 2024'te Antroposen teklifini oylamaya sundu. Sonuç, destekçilerin beklediği gibi çıkmadı. Komisyon üyeleri, öneriyi reddetti. Bu ret kararı, iklim krizinin gerçek olmadığı anlamına gelmiyordu. Aksine, bilim insanları insan etkisini kabul ediyorlardı; fakat bu etkinin «resmi bir jeolojik çağ» oluşturup oluşturmadığı konusunda hemfikir değillerdi.

Kararın arkasında birkaç teknik neden sıralanabilir. İlk olarak, başlangıç noktası belirsizdi. Tarımın yayılması, 1492'deki Kolombiyen Mübadele, 1800 civarındaki Sanayi Devrimi ve 1950 civarındaki Büyük Hızlanma olmak üzere dört farklı başlangıç önerisi masadaydı. Çoğu jeolog, fiziksel kanıtların en net biçimde ortaya çıktığı dönem olan yirminci yüzyıl ortasını tercih etti. Crawford Gölü'ndeki sediment katmanları birincil gösterge olarak önerilse de, küresel bir başlangıç noktası üzerinde tam bir uzlaşma sağlanamadı.

İkinci önemli itiraz, zaman ölçeğiyle ilgiliydi. Jeolojik çağlar genellikle milyonlarca yıl sürer. Holosen, yani içinde bulunduğumuz resmi çağ, yaklaşık on bir bin yıldır devam ediyor. Antroposen ise henüz yüz küsur yıllık bir süreyi kapsıyordu. Üstelik bu sürecin sonunu henüz bilemiyorduk. Böyle kısa ve açık uçlu bir dönem, jeolojik standartlara uymuyordu.

Üçüncü neden ise sınıflandırma hiyerarşisiydi. Antroposen bir «çağ» olarak önerilmişti, ancak bazı jeologlar bunun Holosen içinde bir «alt çağ» veya «evre» olarak sınıflandırılması gerektiğini savundu. Bu derece ayrımı teknik görünebilir, ama kavramın ağırlığını doğrudan etkiliyordu. Daha düşük bir derece, Antroposen'i Pleistosen veya Eosen ile aynı statüye indirgerdi.

Fosil Kaydında İnsan İzlerinin Geleceği

Antroposen resmi bir unvan alamasa da, insanlığın gezegen üzerinde bıraktığı fiziksel izler kaybolmuyor. Plastikler, beton, alüminyum ve sentetik kimyasallar geleceğin kaya katmanlarında «teknofosil» olarak adlandırılan kalıntılar bırakacak. Bu durum, biyolojik evrim tarihinde eşsiz bir anı temsil ediyor.

Yeryüzü araştırmacıları, bu kalıntıların ne kadarının milyonlarca yıl boyunca dayanabileceğini hesaplamaya çalışıyor. Örneğin, bazı plastik türleri okyanus derinliklerinde basınç altında polimer yapısını koruyarak binlerce yıl sağ kalabilir. Betonarme yapıların çelik donatıları korozyona uğrasa bile, betonun kendisi toprak katmanlarına karışarak kalıcı bir iz bırakır. Nükleer atıklardan gelen plütonyum izotoplarının yarı ömrü ise yirmi dört bin yılı buluyor.

Dolayısıyla, IUGS'nin kararı Antroposen'in «gerçek olmadığı» anlamına gelmiyor. Bu karar, yalnızca bilimsel sınıflandırma kurallarının bu kavrama uymadığını gösteriyor. Doğa, bizim dosya sistemimize bakmıyor. Kayaçlar, bizim oylamalarımızdan bağımsız olarak değişmeye devam ediyor.

Toplumsal ve Felsefi Etkiler: Resmi Unvan Şart Mı?

Antroposen'in reddedilmesi, sosyal bilimler, felsefe ve çevre hareketleri üzerinde farklı tartışmalar başlattı. Bazı düşünürler, kavramın resmi bir jeolojik statü almasının iklim eylemi için güçlü bir sembolik silah olacağını savunmuştu. «İnsanlık çağı» resmi olarak tanınsaydı, politikacılar ve şirketler bu etiketi daha ciddiye almak zorunda kalabilirdi.

Öte yandan, kavrama yönelik eleştiriler sadece jeolojik değildi, felsefseldi de. «Antroposen» terimi, tüm insanlığı eşit derecede sorumlu tutuyordu. Oysa karbon emisyonlarının büyük bölümünü tarihsel olarak çok az sayıda ülke ve şirket üretmişti. Hindistan'daki bir köylü ile Teksas'taki bir petrokimya tesisinin sahibi aynı dönemin eşit suç ortakları mıydı? Bu soru, iklim adaleti tartışmalarını alevlendirdi.

Bazı akademisyenler bunun yerine «Kapitalosen» veya «Platisen» gibi alternatif terimler önerdi. Bu terimler, sorumluluğu tüm insanlıktan ziyade belirli ekonomik sistemlere veya endüstriyel süreçlere yüklemeyi amaçlıyordu. Antroposen'in reddedilmesi, bu alternatif kavramların alanını genişletti. Artık çevre krizini anlatmak için tek bir resmi etikete bağımlı kalmak zorunda değildik.

Küresel adaletsizlik bağlamında bakıldığında, Antroposen tartışması aynı zamanda kimin hikayesini anlattığımızla da ilgili. Batı merkezli bilim anlayışı, kendi sanayi devrimini tüm gezegenin evrensel bir dönüm noktası gibi sundu. Oysa küresel güneyin pek çok ülkesi, bu değişimin mağduru olmaktan öte, çok az katkı sundu. Bu nedenle, Antroposen'in reddedilmesi bazı kesimler için Batı hegemonyasının bilimsel dille yeniden üretilmesine karşı küçük bir direniş olarak da görüldü.

Antroposen resmi bir jeolojik çağ olarak tarihe geçmeyecek, fakat bu durum gezegenin değişmediği anlamına gelmiyor. IUGS'nin kararı, bilimsel sınıflandırma yöntemlerinin doğasıyla ilgili bir sonuç; Dünya'nın durumuyla ilgili bir değer yargısı değil. Kayalarımıza, okyanuslarımıza ve atmosferimize kazıdığımız izler milyonlarca yıl orada kalacak. Belki de asıl soru, bu izleri nasıl adlandırdığımız değil, gelecek nesillerin bu katmanları kazdığında bizi nasıl hatırlayacağıdır. Sizce, insanlığın gezegen üzerindeki bu kalıcı izi bir «çağ» olarak adlandırılmayı hak ediyor mu, yoksa bu etiket bizi gerçek sorumluluktan alıkoyuyor mu?

kaynaklar

Etiketler

Bu makaleyi başkalarının da görmesi gerekiyor.

Faydalı bulduysan 10 saniyede başkalarına ulaşabilirsin. Bilgi paylaştıkça büyür.

okuma ayarları

yorumlar